Ana içeriğe atla

Prensipler


Modern zamanları klasik dönemlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin, haklı ile haksızın birbirine bu kadar karışmış olması sanırım. Neyin iyi neyin kötü, neyin doğru neyin yanlış, neyin güzel neyin çirkin, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermek eskiden de bu kadar zor muydu? İnsanlar doğru ile yanlış arasında eskiden de bu kadar sık gidip geliyorlar mıydı? Kötülükler iyiliklerin arasına eskiden de bu kadar kolay karışabiliyor muydu? Kurt ile kuzuyu, mert ile namerdi birbirinden ayırmak eskiden de bu kadar zor muydu? Yanlışları doğru gibi göstermek eskiden de bu kadar kolay mıydı?

Modern zamanlarda gerçek ile kurgu arasındaki sınırın git gide belirsizleşmesi gibi doğru ile yanlış, iyi ile kötü, haklı ile haksız arasındaki fark da sürekli inceldi, sürekli azaldı sanırım. Eski sabitelerin yerini artık yeni ve sık sık değişen kaideler aldı. Mesafelerin kısalması gibi bunlar arasındaki fark da iyice daraldı. Şimdi daha bir dünyevi, daha bir makyavelist daha bir ilmi siyasetçi daha bir menfaatperestiz. Artık oyun sabit prensipleri ayakta tutmak için oynanmıyor. Şimdi ayakta kalabilmek için sabitelerle oynamak revaçta. Sahi hangisi daha önemliydi: ayakta kalmak mı prensipler mi? Hangisi daha doğruydu: prensipler adına yıkılmamak için sabiteleri askıya almak mı yoksa yıkılsak da prensiplerden ödün vermeyiz demek mi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zekâ ile Tartışmak: Akıl ve Taklit

Yapay Zekâ ile Tartışmak: Akıl ve Taklit Ali Sebetci Bir fikir ya da iddiayı yazıp yayınlamadan önce yapay zekâ ile tartışmak, artık çağdaş entelektüel pratiğin sıradan bir parçası haline geldi. Yapay zekânın sunduğu imkânları inkâr etmek mümkün değil. Argümanları düzenleyebiliyor, karşı itirazları görünür kılabiliyor, kavramları netleştirebiliyor ve anlatımı ciddi biçimde rafine edebiliyor. Bu yönüyle yapay zekâ, insan aklı için güçlü bir yansıtma ve hızlandırma mekanizması olarak iş görüyor. Ne var ki tam da bu noktada kritik bir ayrım yapılması gerekiyor. Çünkü yapay zekâ ile tartışmak, yapay zekânın bizim yerimize düşünmesi anlamına gelmiyor. Buradaki temel ayrım şudur: İnsan aklı ile onun taklidi aynı şey değildir. Yapay zekâ, muhakemenin dış görünüşünü—tutarlı cümleleri, itirazları, düzeltmeleri, hatta öz-eleştiri dilini—son derece başarılı biçimde üretebilir. Fakat muhakemenin iç bağlarından, yani anlam, değer, duygu ve deneyimden yoksundur ve bu nedenle bir...

Metafiziksel Sonsuzluk

Ali Sebetci Özet: Bu makalede, Gelenek Ekolü öncülerinden Rene Guenon’un bilhassa “İnfinitezimal Hesabın Metafizik Prensipleri” adlı eserinden hareketle, Ezeli Hikmet ( Perennial Philosophy ) perspektifinde merkezi bir rol oynayan metafiziksel Sonsuzluk kavramı üzerinde durulmaktadır. Bu ekole göre sonsuzluğun herhangi bir çelişki doğurmayan, geçerli ve tek bir doğru anlamı vardır; mutlak manada hiçbir sınır ya da tespitin olmaması. Makalenin araştırdığı temel soru bu görüşün tutarlı olup olmadığı sorusudur. Bu amaçla, söz konusu kavramın nasıl anlaşıldığı, bu anlamın gerektirdiği zorunlu özelliklerin ne olduğu, yaygın bir biçimde kullanılan matematiksel (nicel) sonsuzluk anlayışından nasıl ayrıldığı ve onu niçin reddettiği, bu yanılgıya neyin neden olduğu ve nasıl düzeltilebileceği konuları ele alınmaktadır. Ayrıca bu perspektife ait ilgili diğer kavramlar, analitik-sentetik yöntem ve ayrık-sürekli nicelik ayrımı ile mekân, zaman ve hareketin tabiatına ilişkin görüşler de sun...

Ontik Öncelik ve Varlık Hiyerarşisi: Guénon–Schuon Çizgisinde Zaman-Dışı “Önce–Sonra” Kavramı

Ontik Öncelik ve Varlık Hiyerarşisi: Guénon–Schuon Çizgisinde Zaman-Dışı “Önce–Sonra” Kavramı Ali Sebetci I. Giriş: “Önce–Sonra”nın Zamansallaştırıldığı Bir Çağda Ontik Öncelik Problemi Modern zihniyetin metafizik karşısındaki en belirgin zaaflarından biri, “öncelik” kavramını neredeyse bütünüyle zamansal bir sıralamaya indirgemesidir. Gerek felsefî gerek bilimsel söylemde “önce” dendiğinde, çoğunlukla tarihsel olarak daha erken gerçekleşmiş olma, kronolojik ardıllık ya da süreçsel gelişim anlaşılır. Bu alışkanlık o denli yerleşmiştir ki, önceliğin zaman-dışı, ilkesel veya ontik bir anlamı olabileceği ihtimali çoğu zaman hiç düşünülmez. Oysa klasik metafizik geleneğin ve özellikle Guénon–Schuon çizgisinin merkezinde yer alan öncelik anlayışı, zamansal değildir. Burada söz konusu olan, olayların tarihsel dizilimi ya da kronolojik nedensel zinciri değil; varlığın kendi iç düzenine ( ordo entis ) ait bir hiyerarşidir. “Önce” ve “sonra” terimleri,...