Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Din Felsefesi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bilfiil ve Bilkuvve Sonsuzluk Anlayışları

Ali Sebetci

Felsefe İmanı Zayıflatır Mı?

Ali Sebetci İnsanoğlu neredeyse sayısız farklı biçimde düşünebilme kabiliyet ve imkânına sahip. Bu yüzden insanlık düşünce tarihi boyunca birbiriyle o ya da bu ölçüde ve farklı düzeylerde çelişen çok sayıda felsefi okul ve nazariye oluşmuş durumda. Tüm bu düşünce biçimleri –mutlak hakikat diye bir şey yok diyen felsefi görüş dâhil– nihai gerçekliğin ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Bu felsefi okulların bazıları kendi içinde diğerlerinden daha tutarlı görünüyor. Kimi nazariyeler mutlak hakikatin belli bir görüntüsünü belli bir dereceye kadar doğru bir biçimde tasvir ediyor olabilir. Fakat sorun şu ki herhangi bir konudaki herhangi bir düşünce bizi gerçeğe yaklaştıran bir görüş olmak yerine bilakis ondan uzaklaştıran bir fantezi, yanlış bir düşünce biçimi de olabiliyor. Hatta sanırım beşeri nazariyelerimizin büyük bir bölümünün bu sınıfa girdiğini söylemek yanlış olmaz. İman eğer, hakikatin belli bir şey olduğuna inanmak ise imandan söz edebilmek için önce ortada iman edilecek bi...

Gerçekliğin Beş Mertebesi Doktrini

Ali Sebetci William Stoddart, Remembering in a World of Forgetting, World Wisdom, Bloomington 2008, s.49.

Kuantum Fiziği ve Metafizik

Ali Sebetci Malum, felsefenin metafizik tabir edilen bir alanı var. Metafizik ile kuantum fiziğinin özdeş olduğunu ya da kuantum "mantığının" tüm metafiziği kapsadığını düşünmek bana sorarsanız çok doğru olmaz. Kuantum dili metafiziği anlamada ve anlatmada çok yardımcı olabilir ama fiziksel ve/veya kuantum fiziksel varlık alanı ile metafiziksel varlık alanları birbirleriyle örtüşmezler. Hatta MIT ve UCLA de hocalık yapmış, hem çok ciddi bir matematik ve fizikçi hem de çok sıkı bir katolik olan Wolfgang Smith'e göre Tanrı, ahiret, semavi alem, ontolojik olarak yaşadığımız cismani dünyanın üzerindeyken, gerek klasik gerekse kuantum mekaniksel fiziğin tasvir ettiği dünya cismani dünyanın altındadır. Smith, bu düşüncesini The Quantum Enigma adlı eserinde ayrıntısıyla anlatıyor. Bu kitap, dalga fonksiyonu çöküşünü Aristotelyen hilomorfizme bağlayarak kuantum mekaniğinin geleneksel dini dünya görüşüne uyumlu bir yorumunu sunuyor. Din-bilim ilişkisi, Amerikan ilahiyatç...

Öncelikle Korunması Gereken Din mi İnsan mı?

Ali Sebetci "Öncelikle korunması gereken din mi insan mı?" sorusuna Tanrıdan insana uzanan eksende iki farklı yöne doğru bakarak iki ayrı cevap vermek gerektiğini düşünüyorum: yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya doğru verilen cevaplar. Din, dünyada yaşayan insanı Tanrıya bağlayan bağ olduğuna ve bu bağ insanın "tanrısal" yanı olan akıl yoluyla iş gördüğüne göre yukarıdan aşağıya bakışta öncelik (ontolojik sıra) Tanrı, din-akıl ve insan şeklinde olmalı. Bu sıralamada insanın din-akıl ve/veya Tanrının önüne konması humanizm, kartezyenizm ve varoluşçuluk gibi dini dünya görüşüyle uyuşmayan felsefi akımlara yol açıyor. Halbuki varlığı, Heidegger örneğinde gördüğümüz gibi, aşağıdan yukarıya doğru kurmak mümkün değil. Öte yandan dindarların çoğu sık sık söz konusu ontolojik gerçeği aşağıdan yukarıya bakışa da uygulamaya çalışarak büyük bir hata yapıyor. Bu kez sorun, hakikat ile hakikatin anlaşılıp benimsenmesinin iki ayrı şey olduğunun anlaşılamaması şeklind...

Gelenekçilik - Tarihselcilik

Ali Sebetci Gelenekçilik - tarihselcilik tartışmalarında tarafların birbirini daha iyi anlamalarında Mevlana'nın pergel metaforunun çok faydalı olabileceğine inanıyorum. Gelenekçiliğin doğru anlamı Kuran ve hadisin zamanı aşan ve değişmeyen bir özü olduğu, bu özün geometrik anlamda bir noktaya benzediği ve pergelin sabit ayağının söz konusu özün bulunduğu noktadan ayrılmaması gerektiğidir. Tarihselciliğin doğru anlamı ise zaman ve mekan üstü olan söz konusu özün dünyevi şartlar altındaki her uygulamasının zorunlu olarak tarihselleşeceğidir ki bu da pergelin hareketli ayağının merkez etrafında çizdiği çembere benzer. Dolayısıyla pergel metaforundaki sabit, noktasal merkez prensibe, bu noktanın etrafında çizilen çember o prensibin uygulamasına karşılık gelir. Gelenekçiliğin yanlış anlamı, noktasal öz ile o öz etrafında çizilen tarihi çemberleri birbirine karıştırmak yani prensibin zaman ve mekan içindeki uygulamalarını özün yerine koymaktır. Bu, sözkonusu tarihi uygulamalar...

Teolojik Spekülasyonların Çıkmazları

Özellikle Müslüman Skolastik Düşüncesi Münasebetiyle * Frithjof Schuon Türkçesi: Ali Sebetci Kutsal kitapların, kaçınılmaz olarak birbirine zıt ve dolaylı –fakat katiyen çelişkili veya çözümsüz değil– verisi üzerine kurulu olan teoloji, bu veriyi mantık aracılığıyla ve genellikle aydınlanmadan çok, coşkulu bir dindarlık haliyle yorumlayan zihnî bir faaliyettir. Bu durum çoğu kez, belli psikolojik ya da ahlaki bağlamlarda şüphesiz elverişli ve etkin olan, fakat saf ve yalın hakikat açısından sınırlayıcı ve hatta sapkın bir takım teorilere yol açar ki ne olursa olsun bu teorileri metafizik seviyede kabul etmek asla mümkün değildir. Müslüman teolojideki "benzetme" (teşbih) ile "soyutlama" (tenzih) arasındaki zıtlık, sözünü ettiğimiz durumun en güzel örneklerinden birini oluşturur. Bazı tenzih savunucuları, Tanrının neredeyse mutlak anlamda bilinemez olduğunu ve her ne kadar Kur’an bir takım yardım sever isimleri Ona atfediyor olsa da bunun ilahi tabiat hak...