Gelenekçilik - tarihselcilik tartışmalarında tarafların birbirini daha iyi anlamalarında Mevlana'nın pergel metaforunun çok faydalı olabileceğine inanıyorum. Gelenekçiliğin doğru anlamı Kuran ve hadisin zamanı aşan ve değişmeyen bir özü olduğu, bu özün geometrik anlamda bir noktaya benzediği ve pergelin sabit ayağının söz konusu özün bulunduğu noktadan ayrılmaması gerektiğidir. Tarihselciliğin doğru anlamı ise zaman ve mekan üstü olan söz konusu özün dünyevi şartlar altındaki her uygulamasının zorunlu olarak tarihselleşeceğidir ki bu da pergelin hareketli ayağının merkez etrafında çizdiği çembere benzer. Dolayısıyla pergel metaforundaki sabit, noktasal merkez prensibe, bu noktanın etrafında çizilen çember o prensibin uygulamasına karşılık gelir.
Gelenekçiliğin yanlış anlamı, noktasal öz ile o öz etrafında çizilen tarihi çemberleri birbirine karıştırmak yani prensibin zaman ve mekan içindeki uygulamalarını özün yerine koymaktır. Bu, sözkonusu tarihi uygulamaların hiçbir önem ve anlamı olmadığı anlamına gelmez. Bilakis onların tarihi, dolayısıyla ontolojik anlamda merkeze yakınlıkları nedeniyle son derece kıymetli ve önemli oldukları anlamına gelir. Bu yüzden o çemberlerin klavuzluğuna paha biçilemez. Fakat suya düşen damlanın oluşturduğu halkanın zamanla sürekli genişlemesi gibi pergelin hareketli ayağı hiç durmadan daha geniş çemberler çizmek zorundadır. Bu, merkezin kaybedilmesi değil aksine o merkezin daha geniş bir alanı kapsaması, dışarıda hiçbir şeyin kalmaması demektir.
Tarihselciliğin yanlış anlamı ise çevreyi ontolojik anlamda merkezin önüne koymak, başka bir deyişle değişen çevreye bakarak değişmez merkezin yerini tespit etmeye çalışmaktır. Modern (seküler) anlayış ve değerlerin çizdiği yeni çevre, geleneksel merkezin yerinin tesbitinde kullanılamaz. Geleneksel dini dünya görüşü donmuş ve kabuklaşmıştır, bu doğru. Fakat tohumun kurumuş kabuğuna bakarak onu başka bir tohumla değiştirmek bir şey, kabuğun altındaki özü bulup onu yeniden yeşertmek başka bir şeydir.
Özetle bize göre çağdaş dindarın yüzyüze olduğu çetin problemin iki temel boyutu var: birincisi Kuran ve hadisin zaman ve mekan üstü değişmez özünü kabuk niteliğindeki tarihi uygulamalardan ayırt edebilmek (pergelin sabit ayağını doğru yerine koyabilmek), ikincisi o özü, asrın idrakine yeniden söyletebilmek (çemberi dışarıda hiçbir şey kalmayacak şekilde yeniden çizebilmek).

Yorumlar
Yorum Gönder