Ana içeriğe atla

Farklı Biyolojik Evrim Anlayışları


1. Materyalist (Fizikalist) Evrim Anlayışı: Tüm canlı türleri, doğaüstü bir nedene gerek kalmaksızın, temel fizik yasalarına uygun bir biçimde, ortak bir ilk atanın milyonlarca yıl boyunca rastgele mutasyonlar ve doğal seçilim yoluyla değişmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Canlılar biyomoleküler makinalardır. İstek, hafıza, duygu, hayal, bilinç, idrak, nefis, akıl ve ruh gibi kavramların hiçbirinin biyomoleküllerin organizasyonu, fizik yasaları altındaki hareketleri ve aralarındaki biyokimyasal sinyallerin ötesinde bir anlamı ve gerçekliği yoktur.

2. Akıllı Tasarımcı Evrim Anlayışı: Canlı türleri, akıllı bir tasarımcıya gerek kalmaksızın, temel fizik yasalarına uygun bir biçimde, ortak bir ilk atanın milyonlarca yıl boyunca rastgele mutasyonlar ve doğal seçilim yoluyla değişmesi sonucu ortaya çıkmış olamaz. İndirgenemez karmaşıklığa sahip biyomoleküler yapılar ve bu yapıların sahip olduğu belirlenmiş karmaşık bilgi bir tasarımcıyı işaret etmektedir.

3. Deist Evrim Anlayışı: Tüm canlı türleri, doğaüstü bir Yaratıcının baştan planlayarak uygulamaya koyduğu ve bir daha müdahalede bulunmadığı temel, doğal fizik yasalarına uygun bir biçimde ortak bir ilk atanın milyonlarca yıl boyunca rastgele mutasyonlar ve doğal seçilim yoluyla değişmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

4. Teist Evrim Anlayışı: Tüm canlı türleri, doğaüstü bir Yaratıcının planına uygun olarak sürekli uygulamakta olduğu temel, doğal fizik yasalarına uygun bir biçimde, ortak bir ilk atanın milyonlarca yıl boyunca rastgele mutasyonlar ve doğal seçilim yoluyla değişmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

5. Yaratılışçı Evrim Anlayışı: Tüm canlı türleri, doğaüstü bir Yaratıcının planına uygun olarak her an uygulamakta olduğu doğal fizik yasalarına belli dönemlerde yaptığı anlık doğaüstü müdahaleler sonucu ortaya çıkmıştır.

6. Geleneksel Yaratılış Anlayışı: Tüm canlı türleri, doğal fizik yasalarının nihai anlamda bir bağlayıcılığı olmadan, kutsal kitapların literal ya da mecazi anlatılarında tasvir edildiği şekilde, doğaüstü bir güç tarafından doğrudan yaratılmıştır. Canlıları cansızlardan, insanı diğer canlılardan ayıran nefis ve akıl gibi farklar, fiziksel düzleme indirgenemeyen metafiziksel cevherlerdir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zekâ ile Tartışmak: Akıl ve Taklit

Yapay Zekâ ile Tartışmak: Akıl ve Taklit Ali Sebetci Bir fikir ya da iddiayı yazıp yayınlamadan önce yapay zekâ ile tartışmak, artık çağdaş entelektüel pratiğin sıradan bir parçası haline geldi. Yapay zekânın sunduğu imkânları inkâr etmek mümkün değil. Argümanları düzenleyebiliyor, karşı itirazları görünür kılabiliyor, kavramları netleştirebiliyor ve anlatımı ciddi biçimde rafine edebiliyor. Bu yönüyle yapay zekâ, insan aklı için güçlü bir yansıtma ve hızlandırma mekanizması olarak iş görüyor. Ne var ki tam da bu noktada kritik bir ayrım yapılması gerekiyor. Çünkü yapay zekâ ile tartışmak, yapay zekânın bizim yerimize düşünmesi anlamına gelmiyor. Buradaki temel ayrım şudur: İnsan aklı ile onun taklidi aynı şey değildir. Yapay zekâ, muhakemenin dış görünüşünü—tutarlı cümleleri, itirazları, düzeltmeleri, hatta öz-eleştiri dilini—son derece başarılı biçimde üretebilir. Fakat muhakemenin iç bağlarından, yani anlam, değer, duygu ve deneyimden yoksundur ve bu nedenle bir...

Ontik Öncelik ve Varlık Hiyerarşisi: Guénon–Schuon Çizgisinde Zaman-Dışı “Önce–Sonra” Kavramı

Ontik Öncelik ve Varlık Hiyerarşisi: Guénon–Schuon Çizgisinde Zaman-Dışı “Önce–Sonra” Kavramı Ali Sebetci I. Giriş: “Önce–Sonra”nın Zamansallaştırıldığı Bir Çağda Ontik Öncelik Problemi Modern zihniyetin metafizik karşısındaki en belirgin zaaflarından biri, “öncelik” kavramını neredeyse bütünüyle zamansal bir sıralamaya indirgemesidir. Gerek felsefî gerek bilimsel söylemde “önce” dendiğinde, çoğunlukla tarihsel olarak daha erken gerçekleşmiş olma, kronolojik ardıllık ya da süreçsel gelişim anlaşılır. Bu alışkanlık o denli yerleşmiştir ki, önceliğin zaman-dışı, ilkesel veya ontik bir anlamı olabileceği ihtimali çoğu zaman hiç düşünülmez. Oysa klasik metafizik geleneğin ve özellikle Guénon–Schuon çizgisinin merkezinde yer alan öncelik anlayışı, zamansal değildir. Burada söz konusu olan, olayların tarihsel dizilimi ya da kronolojik nedensel zinciri değil; varlığın kendi iç düzenine ( ordo entis ) ait bir hiyerarşidir. “Önce” ve “sonra” terimleri,...

Kuantum Fiziği ve Metafizik

Ali Sebetci Malum, felsefenin metafizik tabir edilen bir alanı var. Metafizik ile kuantum fiziğinin özdeş olduğunu ya da kuantum "mantığının" tüm metafiziği kapsadığını düşünmek bana sorarsanız çok doğru olmaz. Kuantum dili metafiziği anlamada ve anlatmada çok yardımcı olabilir ama fiziksel ve/veya kuantum fiziksel varlık alanı ile metafiziksel varlık alanları birbirleriyle örtüşmezler. Hatta MIT ve UCLA de hocalık yapmış, hem çok ciddi bir matematik ve fizikçi hem de çok sıkı bir katolik olan Wolfgang Smith'e göre Tanrı, ahiret, semavi alem, ontolojik olarak yaşadığımız cismani dünyanın üzerindeyken, gerek klasik gerekse kuantum mekaniksel fiziğin tasvir ettiği dünya cismani dünyanın altındadır. Smith, bu düşüncesini The Quantum Enigma adlı eserinde ayrıntısıyla anlatıyor. Bu kitap, dalga fonksiyonu çöküşünü Aristotelyen hilomorfizme bağlayarak kuantum mekaniğinin geleneksel dini dünya görüşüne uyumlu bir yorumunu sunuyor. Din-bilim ilişkisi, Amerikan ilahiyatç...