"Öncelikle korunması gereken din mi insan mı?" sorusuna Tanrıdan insana uzanan eksende iki farklı yöne doğru bakarak iki ayrı cevap vermek gerektiğini düşünüyorum: yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya doğru verilen cevaplar. Din, dünyada yaşayan insanı Tanrıya bağlayan bağ olduğuna ve bu bağ insanın "tanrısal" yanı olan akıl yoluyla iş gördüğüne göre yukarıdan aşağıya bakışta öncelik (ontolojik sıra) Tanrı, din-akıl ve insan şeklinde olmalı. Bu sıralamada insanın din-akıl ve/veya Tanrının önüne konması humanizm, kartezyenizm ve varoluşçuluk gibi dini dünya görüşüyle uyuşmayan felsefi akımlara yol açıyor. Halbuki varlığı, Heidegger örneğinde gördüğümüz gibi, aşağıdan yukarıya doğru kurmak mümkün değil.
Öte yandan dindarların çoğu sık sık söz konusu ontolojik gerçeği aşağıdan yukarıya bakışa da uygulamaya çalışarak büyük bir hata yapıyor. Bu kez sorun, hakikat ile hakikatin anlaşılıp benimsenmesinin iki ayrı şey olduğunun anlaşılamaması şeklinde tezahür ediyor. Oysa gerçekte hakikat, kendisinin inkarına da izin veriyor. Dolayısıyla bu imkanın "yasaklanması" aslında ontolojik gerçeklikle uyuşmuyor. İnsan olmak bir seçim yapma hakkına sahip olmaksa, söz konusu bakış açısından insan, din-akıl ve/veya Tanrıdan önce geliyor.

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSil